25.4.17 2 yorum

fakat müzeyyen bu derin bir uyku.


hellö okuyucu!

sana şu an
iki haftadır kesintisiz dört saat uyumuşluğu olmayan
beyazı yerini kan kırmızıya terketmiş gözlerimle bakıyorum.

hayır,
bi hayli de büyükler
parkta sokakta çoluk çocuğu korkutuyorum.

zombi dizilerinden figüranlık istemeye niyetlendim bi ara.
ama başörtülüler ahirete gidiyo,
zombi çıkmıyo pek onlardan dediler.

elf gözlerim görmüyo legolas.

geçenlerde berile ne yatak aldınız diye soran bi anne adayının maili vardı.
şimdi burdan da okuyosa,
pek kibar cevapladım ama içimde kaldı
allasen ben ünlü blogger bilmemkim miyim anacım
bana niye soruyonuz böyle şeyleri?
10.4.17 1 yorum

okuyorum


beril akşamları huzur içinde 
kitap okunan bi evde büyüsün istiyorum. 
anniciym al oku diye arada kitap getiriyo, 
eriyorum. 

tüm dünya anneleri gibi; 
dünyanın en akıllı en minnoş en usl
en özel çocuğu benimki sanıyorum. 

artık roman kahramanlarının 
iyi olanları hep berilin yüzüne sahip hayal dünyamda. 

mutsuzlar için 
onların da beril gibi bi kızı olsa 
böyle olmazlardı diyorum. 

kafamı kaldırmadan sabah edip bi seferde bin sayfayı deviremiyorum
 çünkü yorgunum, uykusuzum, 
gözlerimin feri yok artık. 

hatta bazen yeni diye elime aldığım kitabın
 daha önce beş on sayfasını okuyup bırakmış, 
unutup başkasına geçmiş olduğumu farkediyorum.

elimde kitapla uyumayı 
yüzümde kitap iziyle uyanmayı özlemiyorum, 
kolumun altında berille uyuyorum hala. 
arada bi kulaklığımı takayım,
çıkıp otobüs vapur ne bulursam 
amaçsızca bineyim 
okuyarak gideyim istiyorum, 
ne vaktim oluyo ne enerjim.

 kitapları biraz boşladım
 ama çok şükür 
kendi anneliğimin kitabını yazıyorum.



31.3.17 2 yorum

taşındıkça taşınmak isteyenlerde bu gece!

hellö okuyucu!

nasılsın?

ben istanbula geldiği için mutlu,
bünyesinden aile hasreti kalktığından dolayı 
oluşan boşluğu henüz dolduramamış,
hala işsiz,
ziyadesiyle güçsüzüm.

ankarada geçirdiğim iki yılın stresi,
yalnızlığı, derdini anlatamayışı sinir uçlarımı bloke etmiş sanırım.

tek başına bezgin bi ev bulma süreci,
sonra bulduğu evin beğenilecek bi tarafının olmaması,
mecburiyetten dünyanın parasını vermek,
uğraşıp evi adam edememek
çünkü nuhun nebiden kalma olması gibi
süreçleri de eklersek
dokunmasalar da ağlayacak durumdayım sürekli.

alışırım, biliyorum.
aileme yakınım, evin malzemesi değil semti para ediyo,
ahır gibi de değil neticede,
istanbulda zaten evler ankaradaki gibi nası olsun,
hiç olmazsa geniş ferah,
mutfağı yeni tertemiz en önemlisi o bak,
kız daha nezih siteyi nerden bulcaktın acaba,
halepi düşün filistini düşün otur şükret ağzına tükürmeyeyim,
ay aman sanki bizim mi ya sıkarım dişimi
yakın zamanda alırız gönlümüze göre bi yer şeklinde
pek çok teselli cümlesini sıraya dizdim
gün içinde periyodik olarak tekrarlıyorum.

bu arada teşekkürü bi takım mercilere borç biliyorum.
arada böyle nezaketliliklerim vardır.

6.2.17 12 yorum

kindıl kindıl gel bana senden gayrı el bana / okuyucu anketi


melaba canım!

konuya hızlı bi giriş yapıyorum.
-sanki ağırdan alsa okuyan olacaktı-

kendimi bildim bileli kitap okurum.

geçen bi ev oturmasında konu "allah sana da senin gibi çocuk versin"di.
millet kızının akşama kadar gezmesine,
tembelliğine, dağınıklığına flan beddua etmiş.
benim annem
"bu var ya dilimizde tüy bitene kadar bize kitap okuturdu.
ben yorulurdum babası başlardı.
ne beddua ettim ama ne beddua ettim,
4.2.17 7 yorum

emre aydın tribinden uzak bir "istanbula sığamamak" yazısı.

hellö!

sen bu satırları okurken okuyucu,
vakit gummornine de gnayta da uygun olabilir ama
şu an gecenin dördü.

ne yapıyordu bu deli dersen
dönüyollaadı!

harıl harıl ev bakıyordu.
sağ koluna beril yapışmıştı,
enver ayakucunda uyuyordu,
bilgisayarın şarjı bitmiş gözleri kan çanağına dönmüştü
ama son bir gayret şuraya da bakayım dur diye sayıklıyordu.

zira 2+1e sığmıyor, 3+1i ödeyemiyordu.
15.1.17 7 yorum

yaşamak için beyne ihtiyacım olmadığını ıspatladım. bana birincilik teli.



melaba okuyucu!

yağmursuz, mutsuz, nursuz bi ankara pazarından hellö.

kafası kesik halde 18 ay yaşayan tavuk gibiyim.
ankarada geçirdiğim son bir buçuk yılda
yaşamak için beyne ihtiyacım olmadığını ıspatladım.
zira beynimi kullanabilecek hiçbişey yapmadım.

buradan beynin önemiyle ilgili envai çeşit ders aldığım
sevgili biyoloji bölümü akademisyenlerime selam ederim.
kız evrim de müfredattan kalkmış,
naber nassınız?

neyse,
son bi buçuk seneni geçirmek için ne kullandın peki derseniz;
bol miktarda oksijen -ki sadece yaşamak için-,
kilolarca çikolata ve türevi -ki sadece mutlu olmak için-,
bir miktar seratonin,
ve çokça el becerisi.

beceri düzeyim yüksek olmadığından çok miktarda kullanmak zorunda kaldım.
 
;