19.8.14 4 yorum

bir tez başlığı olarak "gaddemit!"


g'mornin okuyucu!

tatil dönüşü koca bi günü evi toplamaya adadıktan sonra
kendini adamak alışkanlık yaptı.
bi günde alışkanlık sahibi olurum ben, ebet.
bugün de kendimi tez yazmaya adadım.

farkındaysan son iki senedir kendimi tez yazmaya adıyorum.
beş tezlik deney yaptım,
ortada iki satır cümle yok.
başkası olsa yeminle bu verilerden prof olmuştu.
o şekilde prof olan tanıdıklarım var yani, sallamıyorum.
doğum da yaklaşınca paçam tutuştu tabi.

ama aksilikler peşimi bırakmıyo anacım..

hazırda hazırlanmışı varken ana evinde bırakıldığı için
office bile içermeyen bi netbooka talim etmek,
amarikan özentisi olan ve dilini dakikada bir ingilizceye çeviren bi netbooka talim etmek,
-amerikanca diye bi dil olmaması ne garip dimi?-
hatta netbooka talim etmek gibi tersliklerim mevcut.

ben bunun hap kadar ekranında nası tez yazayım şimdi?!

allahım bütün evren tezimi yazıp mezun olmayayım diye uğraşıyo..
-enver yazmadım, korkma.-

ama bu sefer sahiden azmı cezmi kasteyledim okuyucu.
yirmi altıncı dönemim için harç yatırmak istemiyorum.
o paraynan bebeme ayakkabı alırım ben!

(bkz: çocuğu kendi gibi yetiştirmek)
(ebet, çok lazımdı.)

akşama da aha bu kadar yazdım diyip önüne seksen sayfa falan koymazsam
-korkudan cümlenin sonunu getiremiyorum..-



18.8.14 3 yorum

beni de bunlara götürün!

az önce mohammad domiri ganji ile tanıştım okuyucu.

dicen ki o kim.

23 yaşında, iranlı, fizik öğrencisi.
ama bunların hiçbiri yüzünden değil,
çektiği cami fotoğraflarından dolayı ilgimi çekti.

hayran kaldım, ağzım açık kaldı,
hem camilerin mimarisine, renklerine, şıklığına
hem de çekim tekniğine.

kensi de benim bloğumu takip ediyodur belki,
yani muhakkak ediyodur.
türkiye'ye de gel e mi?

gerçi çekecek ne bulursun bilmiyorum,
halk tarafından en değer verilmeyen mimarilerden biri bizde camiler..


beni de bunlara götürün!




17.8.14 11 yorum

bazi seyleri bir cirpida silemezsen, cirpinarak silersin demis..

bazi seyler icin cabalamak bos okuyucu.
birine kendini sevdirmek icin,
bi aileye dahil olabilmek icin,
bazen bi aile olabilmek icin bile.

hele yuz puan vererek baslayip
karsindakinin hic umursamadan sifiri tukettigini goruyosan.
baskasi icin kendi hayatindan odun vermek bos okuyucu.
sen karsilik gorurum saniyosun ama oyle olmadigini
kafana vura vura ogretiyolar.
13.8.14 14 yorum

bi gün abajur firması açıcam da birilerinin bu ney lan demesinden korkuyorum..

buongiorno principessa!

naber?

istediğin şekilde bir abajur arayışının ne kadar zamana
ve en önemlisi ne kadar bulamayışa denk geldiğini geçenlerde anlatmıştım.

ben bulamadım, kendi abajurumu kendim yaptım.
sana da fikir olsun diye bi takım abajur du it yorselfleriyle karşındayım.

burdan buyron!



12.8.14 15 yorum

bir havuzlu han bebek alışverişi muhabiri olarak semmma!

melaba okuyucu

ben yine her ay ortasında olduğu gibi
"of çok büyüdüm ya çok değiştim
ne biçim de şeyler öğrendim" modundayım.
allam öğren öğren bitmiyo,
hayat ne kadar deneşik.

neyse işte arada bi istanbula uğruyoz eve,
o zaman da yapılası iş olarak bebek uğraşlarını seçiyoruz.

bu haftanın aktivitesi şu filmi görmek,
şu kitapları bitirmek zamanları teey tey nerlerde kaldı.

doktor randevularını ayarlamaya çalışmak,
doğum çantası hazırlamak,
bebenin odasını yerleştirmek,
eksiklerini tamamlamak gibi maddelerden oluşan
uzuuunca bi listemiz var.

hadi dedik eksikleri tamamlayalım,
azcık daha karnımız burnumuza gelince
zor olur gitmek gezmek.
bu arada 34. haftayı bitirmek üzereyim
ve hala kocaman bi karnım olmadı..

annem 18 sene önce kardeşimin alışverişini eminönü'nde
havuzlu han diye bi 
hala da varmış orası,
internetten on onbeş bloggerın tavsiyesine baktım.
bazıları ıvır zıvır dolu ve fiyatlar hiç uygun değil diyodu,
bazıları ben gittim beğendim.

yağmur, park problemi,
kalabalıktan karnını oraya buraya çakmak falan gibi
klasik eminönü problemlerini saymazsak
gitmek oldukça yarayışlı oldu.

beş altı katlı, ortası boş bi han okuyucu.
en alt katı tamamen bebe çeyiz isimli bi mağazaya ait.
kısım kısım ayırmışlar, en başta bebeğin ilk doğum zamanı için
gerekli eşyaların bulunduğu bir yer var.
bi alışveriş arabası alıp başlıyosun doldurmaya.

oradan ilerlediğinde hastane için olan ihtiyaçlar,
anne ihtiyaçları,
bebek odası ıvır zıvırları gibi
bölümlerin içinden geçe geçe parkuru tamamlıyosun.
ödül de nakite yüzde on indirim.

fiyatlar benim internette ve dışarıda gördüğümden çok çok ucuz.

en çok bebe kozmetiği bölümünü sevdim.
tırnak makasından kulak temizleme çubuğuna,
burun aspiratöründen
-aspiratöre benzeyen başka bi kelime de olabilir-
saç fırçalarına kadar bir sürü markanın bir sürü ürünü
beklentimin altında fiyatlarla satılıyo.
hatta eczanelerde satılan ürünler de daha ucuz,
hiçbişey almazsan lansinoh kremi es geçme derim okuyucu.

işe bebek malzemelerinden ve tabi ki ayakkabıdan başladım,
funny baby'nin bebek patikleri çok çok uygun.
internetten 25tlye aldığım patik ayakkabıları 5 tlye satıyolar.

çorap, ayaklı pijamalar, çıtçıtlı bodyler
istersen raflardan istersen sepetlerden seçeceğin şekilde düzenlenmiş.
dedesi tornişine daha doğmadan dünya kadar aldığından
pek yanlarına yaklaşmadım.

daha önce görüp beğendiğim,
ama iyi ki de almadığım 60-70 liralık battaniyeler
aynı markayla 24tlye satılıyor.
hemen kaptım okuyucu!

nivea ve chicco gibi markaların çantalarını hazırlamışlar.
pudrası, alt değiştirme örtüsü, şampuanı,
bebe yağı, pişik kremi
gayet şık bebek çantasıyla birlikte 49 tl.
ben daha doğum sonrası misafirliğe taşımak için çanta almam mesela.

anne için bi çok şık, bi dandik gecelik,
bi de evde giymek için rahat pijama takımı yeterli sanıyorum.

biz hastanede takım olalım diye ikimize de birer
hastane çıkışı yaptım,
onu sonra anlatırım.
çok abartmaya gerek yok yani.

emzirme için gerekli malzemeler falan da mevcut.
bayan satıcılar yönlendiriyo.

en güzel tarafı da
"bu da lazım, bunu da alın" demek yerine
sakince tezgahın başında bekleyen tezgahtarlar mevcut.
acemi anne tehlikesine karşı
küvet filesinin nasıl takılacağını bile gösteriyolar.

içeri girip şaşkın şaşkın baktığınız bölümlerde
hemen bi görevli yardımcı oluyo.
gerçekten ihtiyacın olacak ürünleri gösterip
diğerleri için eğer isterseniz bunları da alabilirsiniz diyo.
ilk etapta lazım olmayan hiçbişeyi göstermediler,
ben saldırdım kendilerine hep.

giden herkes pazarlık yapın yazmış ama
benim mizacıma uygun değil pek..

havuzlu han'ın diğer katları da tek tek mağazalarla dolu.
mothercare, pierre cardin gibi ürünleri bulabilirsin.
hastane odası, mevlüt şekeri malzemeleri satan dükkanlar da var.

en alt kattan alışverişi yapıp indirimi kapıp
ödemeyi de hallettikten sonra bi üstleri dolaşalım dedik.
üstünkörü gezdim, çünkü bi sürü kılık kıyafette gözüm kaldı (:

nasılsa hediye de çok gelir diyip pek bakmadan çıktım.

kısaca ben her istediğimi, istediğimin çok altı fiyatlara aldım okuyucu.
ilk dört beş ayı atlatınca
evde giymesi için de gezmelik de bi dolu ihtiyacı için
yine gitmeyi düşünüyorum.

sıpanız dört beş yaşına gelene kadar
herşeyi karşılayabilirsiniz bence.

gittim, gördüm, beğendim.

ben bebek eşyası gurmesi oldum okuyucu!

















7.8.14 15 yorum

beyamcalar, beyablalar, beyhalalar!

melaba okuyucu!

yazıcam yazıcam dedim yazamadım bi türlü,
beriltoşun odasıyla ilgili verdiğiniz tüüüm fikirler için
hepinize ayyrı ayrı teşekkür ederim öncelikle.

sonralıkla gelelim odanın hazırlanma sürecine.

benim çeyiz hazırlama zamanımda
-ki kendisi toplam bi hafta sürdü-
ikea'dan görüp beğendiğim çok şey oldu okuyucu.
ama analar durdurdu hep.
ikeadan çeyiz alınmaz,
efendime söyliyim git adam gibi mobilya al kaç sene kullanırsın,
eve doldurma öyle kıldır kıcık şeyler cümleleriyle bezeli
uzuun nutuklar dinledik enverle.

he sonra başkasının evinde gördükçe o eşyaları,
anaam iyi ki almamışım da dedim,
allahın bildiğini kuldan saklayacak değilim.

ama beril hesna sıpası bizi üç kişilik bi aile yapmaya karar verdiğinde
olm dedim bu sefer ikeadan alcam herşeyini.
azmı cezmi kasteyledim!

insanları ikna etmek için
"ya ikinci çocuk olursa ben ona bi daha mobilya mı uydurcam?"
"dün gece de rüyama ikeadaki beşik girmişti"
"bi keresinde ikeada bi dolap görmüştüm hmm baldan bile tatlıydı"
şeklinde tonlarca cümle kurdum.

annem garanticidir benim,
bebek doğsun odasını sonra yapın falan dedi ama
sonrasında nası kurcaz allasen?
bi altı ay kadar hayatın şaşkınlığı..

önceden iki kez gidip
ikisinde de hensvik serisini beğenmiştim.
sıpanın şimdiden on çocuğa yetecek eşyası olduğundan
bi de şifonyer seçmek lazımdı,
enn genişinden malm'ın şifonyeri seçildi getirildi.

bu arada dedesi "ay alt değiştirme masası"
"hey küvet", "hadi mama sandalyesi" derken
bi yandan da onu durdurmaya çalıştım baba allasen almayalım diye.
durdurmasam büyük çocuk karyolası alıp
çocuk büyüyene kadar çatıda bekletecekti,
neyse ki sadece alt değiştirme masasıyla kurtardık.
bütün eşyaları için dedesine çok teşekkürler..



ahmet amcası sağolsun
-ki bence amca, hala, dayı, anne, baba, kardeş, evlat olmak için
kesinlikle kan bağına ihtiyaç yoktur-
koca bi gece sabaha kadar uğraşıp didindiler ramazan ramazan.
çok çok teşekkürler..

isim konusunda sen de farkettiysen
kim ne demediyse onu seçtim yine..
herkesin içine sinmedi tabi,
ama alışsınlar diye hemen altem hobievi arandı,
yarım saat dil döküldü
"allahınızın aşkınaaa, nooğlur bana bi beril hesna kesin mdfden"
diyip yalvarıldı, ikna edildi (:

eminönü esnafı benden ne çekiyo bilemezsin okuyucu..


bütün odanın rengini bi atlı karıncaya göre ayarladığım için
herşey pembe, krem ve altın sarısı oldu.
hanfendinin ismi boyandı, kapı süsü için.
onu daha yapmadım, aşamalarıyla gelir.

dekor olarak toz pembe beyaz erengül aradım uzun uzun.
erengülle fğansıs dantelinden vazgeçmem dedim,
ne eminönü bıraktım ne kuk.
en son english home'da hem de indirimli bulunca
koca bi kucak alıverdim.

önce mobilyalara yapıştırdım.


sonra tutturdum abajur da abajur diye.
yine istanbul'un abajur namına bi ürün satan
hemen hemen her yerini gezip
-şaka şaka iki yere baktık-
benim beğendiğim abajurların 300-500 tl olduğunu
ve onların bile içime tam sinmediğini görünce
dedim kızım sana iskelet lazım,
anormalsin sen. kendi abajurunu kendin yap.

gidip en dandiğinden 7.5 tlye bi abajur aldım.
kensi bülent ersoy konseptli.
tanıştırayım;



tüylerini ve kumaşını itinayla yoldum,
sıpanın odasına uygun altın sarılı kremli kurdelayla kapladım.


istediğim gibi işlemeli fransız dantelleri bulamayınca
gel bakalım dedim bazanın altı.
halam çeyiz alışverişi yapılırken
"o onun dantellisi olur"
"bunun şantuklusu lazım" diye
zavallı babama herşeyin en pahalı ve gösterişlisini aldırmıştı.
mağaza çalışanları artık bana bi saniye diyip
"hala beğendi mi?" diye soruyodu.

valla her an her süreçte gelip bana fikir verdi,
benim gibi değildir o bildiğin kaliteden anlar.
halağ! haloşka! çok teşekkürler!

hal böyle olunca ömür boyu kullanılmayacak kadar dantel mevcuttu,
birini gözden çıkarıverdim.
he sonra halamın alev fışkırtan bakışları,
"neey kestin mi allah seni bildiği gibi yapsığn!"
nidalarıyla kısa süreli korkular yaşamadım değil.

ama olsun, her yere kullanırım ben onları.
-burdan da en büyük parçayı kestiğim sonucuna varılıyo-

abajura takım avize yapıp yapmamakta kararsızım,
gerek yok sanki; bilemedim..

oda kabataslak ortaya çıktı okuyucu.
detaylar yavaş yavaş tamamlanıyo.
bu arada battaniye de bitti, bak resimlerde beşiğin üstünde!

azıcık akıldan kıt olan semmma
battaniye biter bitmez halı yapma işine girdi.
yaparken kör olmasam bari..
klişe cümlelerdeki "bunu yapan" olmak istemem.

ilk altı ay için de anne yanı beşik düşünüyoruz dedik;
hemen araştırmış buluşturmuş o da benden dedi
onun için de amcama çok çok teşekkürler :)

fikir veren,
pinterest'e pinler ekleyen,
zahmet edip benle dolaşan,
uğraşan, düşünen, bir dakika bile olsa vakit harcayan
heerkese çok teşekkürler.

beril! bunlar hep senin için görüyon mu dana?

odanın detayları ve kendin yap projeleriyle karşında olucam okuyucu.
ne biçim de yakında!



6.8.14 17 yorum

anne, boşuna anne olunca görürsün deme. nasıl bi anne olucağımı burcum belirliyomuş!

 elbette ki kendi burcumdan başlıyorum.

TERAZİ
Onun için çocukları
eşinden sonra gelir.
Ama, çok sevecen
ve şefkatli bir annedir.
Gerektiğinde serttir.
Çocuklar eşini dinlemezse öfkelenir.

 

AKREP
Çocuklarını sevmesine rağmen
sevgisini gösteremeyebilir.
Çocuklarının yüksek hedefleri
olmasını ister.
Ama, onların kusurlarını da görmez.




YAY
Çocuklar için iyi bir arkadaştır.
Önceleri biraz korksa da
bu işi iyi yapacaktır.
Çocuklarının kendisi gibi
dürüst ve neşeli olmalarını sağlar.





OĞLAK
Çocuklarıyla ilgilenir,
onları dinlemek isteyecektir,
ama öpücükler dağıtmayacaktır.
Çocuklar özgürlükleri için
mücadele ettiğinde gerginlik olabilir.




KOVA
Kendini o küçük insana adamak
zor gelebilir.
Sevgi gösterileri yapan bir anne değildir.
Ama, ev ödevlerine yardım eden,
eğlenceli bir kişidir.





BALIK
Küçüklüğünde mahrum kaldığı her şeye
onların sahip olmasını ister.
Aşırı hoşgörülü olması,
disiplin kurmasını zorlaştırır.





KOÇ
Çocukla çocuk olan,
yaratıcı ve “masalcı” bir annedir.
Mükemmel bir oyun arkadaşıdır.
Disiplin sağlamak ister
ama öfkesini de çabuk unutur.




BOĞA
Çocukları büyüdükçe
biraz “tatlı sert” olsa da
bu anneler şefkatli ve koruyucudur.
Yıllar içinde çocuklar için
iyi bir arkadaş kılacaktır.



İKİZLER
Çocuklarını çok sevmesine rağmen
onların kendisini kısıtlamasına
izin vermez.
Çocukları da onu örnek alıp
bağımsızlıklarına düşkün kişiler olur.




YENGEÇ
Fedakar bir anne,
çocukları için kabuğundan çıkıp
güvenilir bir sığınaktır.
Bu da, çocuğun dış dünyaya
uyumunu zorlaştırabilir.





ASLAN
Kendi hayatını yaşamaktan vazgeçmez.
İş ve çocuk dengesini kurar.
Çocuklarıyla arkadaş olur,
oyunlar oynar.
Ancak, söz dinlemeyi de öğretir.



BAŞAK
Çok çabuk çocuk sahibi olmaz.
Ama, anne olduğunda da
disiplinli ve titizdir.
Çocuklar ona güvenir
ve sevildiğini bilir.





1.8.14 0 yorum

belki üstümüzden bir kuş geçer..

belki üstümüzden bir kuş geçer okuyucu,
belki süpermendir o kuş değildir.
belki ihtiyacımız olan güç ondadır.

ama kimi kandırıyorum,
bizim üstümüzden geçse geçse at geçer.

vazgeçtim kuş falan geçmesin.
cingi'den de vazgeçtim,
bence sezen aksu vazgeçtim desin.
(bkz: sezen diyenin ağzına küreğin arkası)

 




 
;