31.1.13 6 yorum

neyin bildin ki değerini, benimkini bileceksin..

çok zaman önceydi,
yaralarımız ağır değildi..


bazı şarkılar beyninde
canının acısıyla aynı yere yerleşir.
 
önce canın acıdığında dinlersin,
sonra  her canın acıdığında dilinin ucuna gelir.
sonra her dinlediğinde canın acır.
 
kısır bi döngünün parçası olarak
gözünün yaşı halinde zuhur eder,
usul usul önüne dökülürken
nelerden neler için vazgeçtiğini düşünürsün.
 
nelerin değerini bilememiş,
 nelerinin değerinin bilinememiş olduğunu..
 
beynin yanar,
canın o kadar uzun bi süre acır ki
başta neye bu kadar üzüldüğünü bile hatırlayamazsın.
üç dakika içinde
bulutların üstünden poponun üstüne iniverirsin.
 
hayatmış dersin.
kimse senin gibi değil,
sil gözünün yaşını boşver.
 
ya da oturur yazarsın.
kim için, ne için yazdığını bilmeden.
başında da sonunda da dilinde tek bi cümle vardır;
birlikte ama yalnız iki yabancı..




18 yorum

isteyenin bi yüzü kara, almayan nankör okur.

az önce
"bi haberim var, karşılığında ne vercen?"
diye pazarlık yaparken
dur bi wishlist yapayım dedim.

isteyenin bi yüzü kara
almayan nankör okur.

paçoza bağladım yine.
yok yok senden istemiyorum.
buraya not edip meclise mektup yolliycam


öncelikle bu komodini istiyorum.
elini her gerildiğinde beline koyan bi insan olarak
durup durup
"ne dedin sen? ne dedin sen?
çotannnk!"
yapacak bi eşyaya ihtiyacım var.

sonralıkla bu kızı istiyorum.
benim olsun, ebet.

bmw isetta 300 istiyorum.
allahın aşkınaaaa!
nooğlursunuuuğz!


olmamış çocuğum için bunu istiyorum.
o kadar yetenekli blogger var
biri yapıp yollamazsa çok ayıplarım bak.
cık cıklayan teyzeye bağlarım.

yine olmamış evime bu koltuğu istiyorum.

gelinliğini sen al ayakkabısı benden olsun diyen varsa
(ki eminim vardır aa olmaz olur mu..)
bunlardan bi çift 36 numero lüffen.

tamam,
bugünlük bu kadarını yapın 
kâfi.

şimdiden çok teşekkürler;
ayy canım ne kadar da incesiniz(:



9 yorum

70m..80m..90m.. çotank!


g'mornin okuyucu!
nasılsın?

ben atarideki circus çocuğu gibiyim.
ne zaman mutlu olacağım birşey olsa
kafamı pat diye ateşe çarpıyorum.

cıs, dokunma diyen bi teyze oluyo muhakkak
arkadan meraklı gözlerle izleyip
dedikodu yapmak için bekleyen onlarca kişi.

biliyorum,
sonraki levele geçtiğimde
hayatım çok kolay, eğlenceli, mutlu olacak.

bi de anlamadığım bişey var;
zıplayamayan aslanken
yanan neden hep çocuk oluyo?


 
 
30.1.13 16 yorum

sığır gibi yaşıyor!


allah kahretmesin
gülmekten karnım ağrıdı
kedi suyu ne lan

 
29.1.13 18 yorum

öpücükler vol.5


:* kar yağınca kar lastiği takıyosak
don olunca?!
nasıl yani o.O


:* bana göre türk sinemasının gelmiş geçmiş
en iyi filmi başka dilde aşk'tır.
milyon kez izledim,
her seferinde sil baştan..


:* şu 100 kadına sorduk
100 cevap aldık diyen insanlar vasıtasıyla
bu kadınlarla tanışmak istiyorum.
ben 100 kadına sorsam 1985 tane cevap alırım.
neden benim çevremde az ve öz konuşan kadın yoh?
anne bizde niye yoh?
bana neden almıyorsunuz?!


:*  gsis'e girmek için sahiden totem yapmak gerekiyo.
ben böyle nazlı sistem görmedim.


:*  bazen türk olsun istediğim yabancılar oluyo.
christian'ın adı müslüm olsun mesela,
julia hülya olsun, alexander ali ihsangil olsun.
bütün dünya türk olsun.


:*  bihter falan bitince yüzyıllarca konuşuluyo da
lost, prizın breyk bitince kimse konuşmuyo ya;
ço üzülüyorum okuyucu.


:*  şu hayatta varlığına en sevindiğim şeylerden biri
mayonez.
herşeyle iyi gidiyo.
bunu bilir bunu söylerim.
mercimek çorbasına bile yakışıyo.


:*  annemin kuaförünün
öyle bir tipi var ki,
her seferinde kadın "nasıl olsun" diye sorduğunda
abla allahın aşkına sana benzemesin diyesim geliyo.
ne kadar dayanabilirim bilmiyorum..



29 yorum

ayakkabı etkinliği sonlandı!

tam oturmuş
olm izleyiciler neden çekilişi sormuyo diye düşünürken
-ki dört gün geciktim-
aslında yorum bırakmış olduğunuzu gördüm.

hemencik çektim.
buyrunuz efenim videosu.
zira ben "çekiliş çektim şu çıktı" postlarından hoşlanmıyorum.
yok, hepiniz ayrı ayrı güvenilirsiniz de
ben garanticiyim.
herşey kanıtlı olsun.


çekilişin talihlisi 13 numerosuyla zeynep türkan oldu.
valla hiç beklemiyodum.
ben bloggera ilk geldiğimde bi çekilişe katılmış,
onu da kazanmıştım hemen.

zeynep için de böyle oldu sanırım,
çünkü daha önceden bi çekilişe katıldığını sanmıyorum.
hediyeyi ben seçeceğim için
pek talihli olduğunu da sanmıyorum ya,
neyse o konuya girmeyeyim..



13 yorum

hela vela velvela.


gece yarısı kötü rüyayla uyanmak,
la havle demeye dili dönmemek,
aklına hela vela velvela gelmek,
bi bi bi bii..




28.1.13 5 yorum

evet. ampul. aynen öyle.





26.1.13 14 yorum

Yumuşacıııkkkkkk!


agnes'in yerinde olmayı
öyle isterdim ki..

bi de okuyucu;
animasyon dediğin türkçe dublajlı izlenir.
bunu bilir bunu söylerim.

son olarak;
yumuşacıııkkkk!




24.1.13 24 yorum

mikrodalga bipi sayesinde sağlıklı yaşam koşusu


az önce mikrodalga biplemeden önce
yetişip kapağını açmak için
evde 100 metre rekoru kırarken farkettim de;
takıntılı bi insanım.

anlatsam evlerden ırak dersin.
dur anlatayım da çevrendekilerin kıymetini bil.

mesela
kimsenin ağzına değdirdiği bişeyi kullanmam.
kardeşim, annem, babam da dahil.
asla kullanılmış bardaktan içmem.


dahi anlamındaki de da eklerine de
ekstra bi hassasiyetim var.
ayrı yazılacak dediysem ayrı yazılacak!

ellerime baktırmam.
bi kusuru yok çok da sevimli ellerim var ama
bilmiyorum neden..
 
açık ayakkabı giymem,
bu yaşıma kadar 300 tane ayakkabım olmuştur
ama bir terliğim bile yok..
 anlıyor musun?

sadece başrolü yazılmış afişleri olan filmlere
önyargılı yaklaşırım.
diğerleri insan değil mi?
oynucuyu seçiyosan izleyiciyi de seçersin sen hacı der
başka film alternatifim varsa onu seçerim.

gece muhakkak yanımda bi kalemle uyurum.
o kalem benim gözüme girer,
ağzı açılır çarşafımı boyar,
kendi kendine ışınlanır yatakta kaybolur falan.
okuyarak uyuduğum için
minik işaretler koyma amacıyla yatağıma yerleşti,
kitap okumasam da artık orda muhakkak bi kalem var.

okuduğum kitabı üçün katı olan bi sayfada bırakırım.
gözümden uyku aksa,
kaldığım yer üçe tam bölünüyo mu diye hesap yaparım.

sol elime yüzük takmam,
sol koluma saat takmam.

insanların sağından yürüyemem.
illa biri benim sağımda duracak.
froyd!
ölmüş de olsan bloğumu takip ettiğini biliyorum.
nedir benim bu sağ-sol takıntımın sebebi?
bi yorumla açıklarsan sevinirim.
mezarına gelir bi tas su dökerim bak.

ruffles yerken çizgilere paralel ısırırım.

zamanında optik form doldururken
alt alta 4-5 tane aynı cevap gelince
bile bile birini yanlış işaretleme takıntım vardı.
ales'te alamadığım sekiz puanın sebebi budur.
yoğusa yüz alırdım ben.

çubuk krakeri enlemesine yerim.
didoyu serbest ısıran insandan nefret ederim.

daha sayarım da,
sanırım bu kadarı bile haline şükretmen için yeter.

peki senin takıntıların neler?





23.1.13 17 yorum

mevlid kandilimiz mübarek olsun..

dua et okuyucu,
ne olur..


 
22.1.13 14 yorum

sabah akşam mim doldurmak


 hani bazen akşam meyve yerken
yarın da şuraya gitsem şunu yapsam dersin,
işte ben dün
yarın olsa da şu mimleri doldursam dedim(:

tosbağa'nın yolladığı
diğp'inkinin de üstüne konduğum bu saygıdeğer mim
an itibariyle huzurlarınızda!
dıpdırı rıı rı rııım!

Şuan olsa çok sevinirim
 alman pastası!

şimdi orada olmak vardı
kendi evimin mutfağında.
ama öyle bi yer aslında yoğ(:

nerde o eski günler
burda.
tam olarak burda.
ben sizin gibi düşünmüyorum,
her günün sözlükteki anlamı başkadır.

neleri özlüyorum
 kayısılı cinoyu
taso oynamayı
ilkokuldaki somon rengi ayakkabılarımı
geniş zamanlarımızı
 güven içinde uyumayı
hayat kaygısı olmadan yaşamayı
kısacık turuncu saçlarımı
bangır bangır müzik dinleyerek finallere çalışmayı

çok severim
 oyy sayamam..
tim burton'ı, helena bonham'ı, johnny depp'i,
orlando bloom'u, cap op pas cap'ı,
sinemayı..
anamı babamı kardeşimi,
cupcakeleri, fondanları,
engin alkan ve ekibinin oyunlarını,
çağlar çorumlu'yu!!
(aaah niçin oooolmaaaaz?!)
incubus'ı, pink'i, sakin'i, teoman'ı,
incesaz'ı, dilek türkan'ı, müzeyyen'i,
dünnya kadar başka müzisyeni,
ahhhhh ayakkabıları!
kitapları..aşık olduğum kitaplar dışında kalan
tüm kitapları çok severim..
 hayat güzeldir'i, bordo mantomu,
bıyık figürünü, çikolatayı,
zımbaları, süet kumaşı, kahhhhhveyi!
tüm renkleri, çil ben ve diğer vücut lekelerini..
sayayım mı daha?

nefret ederim
 ilk evvela sigaradan.
sonra hiç bi halt yapmadığı halde
dünyaları sırtında taşıyomuş gibi
sürekli mutsuz, yorgun, negatif insanlardan.
maydanozdan, dereotundan.

herşeye burnunu sokan teyzeden,
al al giydikçe açılır diyen ayakkabıcıdan,
yakışmadığı gayet belli olduğu halde
ayy tam size göre sizi çok açtı diyen satıcıdan.

bugünlerde çok fazla dinledim
anne sözü.

şimdiki ruh halim
 yorgun ama çikolataya sığınmış.
bi de kafası karışık,
nerden nişanlık bulcaz nan?! o.O

herkesleri mimledim.
sema yollamış diyin cevaplayıverin.

 
 



 
35 yorum

Melo! bu şarkı sana gelsin! "çekmecemdeeen gir içeriiii"

bi tanecik kız varmış.
bu kızın bi biloğu varmış.
ama birazcık da işleri felan varmış
biloğuna pek uğraYAmıyomuş.
gel zaman git zaman onu herkesler mimlemiş.
o da baştan savma cavaplar vermek istemediğinden
 bekletmiş hepsini.
çok tatlı bi kızmış.
aman da çok sevimliymiş o yüzden
arkadaşları ona kızmasınmış.
gökten üç elma da zaten onun kafasına düşmüş
cezasını bulmuş.
bitti uyuyabilirsin. 
bir aydır bloğa doğru düzgün uğramadığımı
eğer benim kadar tembel değilsen
farketmişsindir okuyucu.
(etmedin dimi nan. off..)

 melodram beni yüzyıllar önce mimlemişti,
çekmecemi ve çok kullandığım
kozmetik ürünlerini görmek istemişti.

burdan size sahibi sesleniyorum;
benim çekmecem yok..

bi dolap çizmiştim yıllar önce
galiba boyutu bizim evden büyük.
sağolsun baam yaptırdı.
ayakkabılarımı da gördün ya hani raflarda,
işte benim herşeyim o şekilde duruyo.
dolabın kapağını kaydırdığımda
herşeyi aynı anda görmeyi seviyorum.
ama bu durum sadece
topladıktan sonraki iki gün için geçerli.

bu yüzden dağınıklığın kusuruna bakmamanızı rici edicim.

çekmece yoksa dolap olur mu?


kullanmadığım elli kadar rujum,
sol tarafta gördüğün zamanında birini de çekilişle hediye ettiğim
beş bin trilyonlu gri kutulu far paleti,
geline annesinden altı yedi tane rimel
babasından güneş kremleri,
avondan da vazgeçemediğim saç spreyleri..

kozmetik ürünlerimi görmek isteyen
sadece melodram değildi.
blog dünyasının hızlı, zeki, çevik, ahlaklı,
kalemi kuvvetli,
bi gün gidişinden çok korktuğum
diğp'ciği de mimlemişti.

geliyore!


helena rubenstein eyelinerım
ve kapağı zor açıldığı için tepesindeki diş izlerim
uzun yıllar vazgeçilmezim oldu.

sonra sanırım birileri benim aylaynırla çok güzel görünmemi çekemedi(!)
helena'yı tehdit edip 
"durdur ulan şunun türkiye'ye girişini" dedi.

neyse ki bi kutu yedeğim var.
yaşarsam eğer
seksen yaşıma kadar açmayı planlamıyorum.
tiyatoraya giderken dudağıma sürdüğüm
cırt kırmızı rujun,
kırışıklık arası fondötenimin
ve ölü kokumun tamamlayıcısı olsun istiyorum o zaman.

 onun yerine şimdilerde golden rose kullanıyorum
ucu çok ince,
kıvamı çok akıcı,
çok rahat kuruyo ve gözünü benim gibi
çıkartırcasına kaşımadığın sürece çıkmıyo.


rimel olarak volumizer kullanıyorum.


burnumdan uzun kirpiklerim var,
hala volumizer kullanıyorum
ve burdan kirpiği az olan
tüm dünya kadınlarından özür diliyorum..
affedin..

volumizer çift kademeli olan rimellerden.
tepeden çekince az rimelli,
çekmeyince bol soslu geliyo.

yeri gelmişken iki kademeli rimel hazırlayan
üreticilere de seslenmek istiyorum;
olm biz hiç az rimelli kullanmıyoruz
uğraşmayın mekanizmayla falan..

sonracıma ellerim mükemmel beyazlığından
ödün vermesin diye
dışarı çıkarken kremlemek durumundayım.
böyle de beyaz peynir gibi görünme aşkı..


kylie minoque sexy darling
ışıltılı losyon kullanıyorum.
bi keresinde babam getirmişti
bir mm kremi nerdeyse tüm vucuduma yayıcam
öyle miligram miligram kullanıyorum
bitmesin diye..
 bi giden olsa yabışıcam yakasına alması için.

bi de saça koku veren
yürüdükçe kiraz çiçeği kokusu saçan
avon saç spreyim var vazgeçemediğim..


ama sen beni yolda görsen
bu kokudan tanıyamazsın.
neden?
çünkü eşarbım var.
peki hangi kokudan tanırsın?

hava soğuksa, kış veya sonbaharsa,
bi de koyu renkler giymişsem
dolce gabbana sexy çaklıt'tan.

eğer güneşli ama soğuk bi havaysa
pudralı renkler içinde düşes edasıyla yürüyosam
dolce gabbana rose the one'dan.


bahar günüyse chanel coco mademoiselle'den,
yaz akşamıysa chanel no:5'ten..


yaz günüyse avon rare gold'dan.
bi de evden acele çıkmışsam..
yani beni tanıyamazsın okuyucu,
parfüm en kaliteli kamufle yöntemidir!

rimel ve eyelinerdan başka
yüzüm yanmasın diye pudra kullanıyorum.
yüze sürülen fondöten, allık gibi şeylere hiç alışkın değilim.
pudramı da kendim yapıyorum.

biraz renk pigmenti,
bebek pudrası,
biraz maden suyu ve gül suyu,
güneş kremini karıştırıyorum.
basıyorum kutuya.


cildimle ilgili bu yaşıma kadar hiç sorun yaşamadım.
 yüze sürülen kozmetik ürünü kullanmaya da
pek niyetli değilim.

şimdi,
tanıdığım tanımadığım tüm bloggerları mimliyorum.
doldurmayanın kalemi aksın!




10 yorum

umutlarını borç verdin, cebinde hiç kalmadı, dostların anlamadılar..

g'mornin okuyucu!
nağber?
 
ben bi tuhafım.
(ne zaman değilim ki zaten..)
böyle elimi göğüs kafesimden içeri soksam
kalp parçalarım elime gelecek
ya da azıcık zıplasam
içimde cam kırıkları gibi
şıkır şıkır ses çıkaracak galiba.
(bkz: kalp kırıklığını fiziksel bi olay sanan biyolog)
 
uyandığımdan beri elimde kahvem
"sen hep kendine önlemler aldın
ben kendime yasaklar koydum"
diye söyleniyorum..
 
geçenlerde cessie
"bazen şarkılar bana yazılmış gibi hissediyorum
şizofren miyim acaba sema" dedi.
cevab veremedim.
şimdi bi cevabım var,
sen neysen ben de oyum hacı!
 
 
"yaşamak dopdoluydu akan pınarlar gibi,
inanmayanlar beklediler.

umutlarını borç verdin,
cebinde hiç kalmadı,
dostların anlamadılar.."

evet.
bülentciğim bana yazmış.




21.1.13 4 yorum

laubaali la la laa laa la laa la!


hatırlıyo musun okuyucu
özlem tekin'in asi kız,
şebnem ferah'ın ulaşılmaz,
seda sayan'ın her evin ablası olduğu zamanları?

kafamızda
mirkelam nereye koşuyor,
kokoreç yasaklanacak mı
bu tarkan yurt dışında ne yer ne içer sorunsallarından
başka bişey yoktu.

ben o yıllarda bu şarkıyla ip atlardım
şimdi pilates yapıyorum.
 la la laa laa la laa laa diyerek..

keşke hiçbişey değişmese..


10 yorum

an'ı yakalamak diye işte buna derim bebek!

naber okuyucu?
uzun zamandır halini hatrını sormuyorum..

patlamaya hazır bekler haldeyken
alan sailer abimizin san'atiyle karşılaşmam çok ironik oldu.

ben de aynı şeyi yapmak istiyorum.
bazı insanların kafasıyla filen misal.

adam dizmiş objeleri
sıkmış kurşunu
tam o anda da marifetinin fotoğrafını çekmiş.

nefis olmuş,
seyirlik..







19.1.13 15 yorum

ah saçımı yolacak biri olsa diyen blogger aranıyor.


bütün haftayı bu modda geçirdim okuyucu.
tam olarak bu modda.

mutlu olan insanların kafasına terlik atmak istedim.
gülen birini gördüğümde ağzının ortasına
çotank diye kürek indiresim geldi.

şöyle efsanevi bi fikir bulmuş gibi
saçma sapan şeyler söyleyen insanlara
"ne? ne şimdi bu? mal mısın olm?" diyesim geldi
ama çoğunlukla öğretim üyesiydiler,
statüm engelledi beni.

okulda zıplayarak yürüyen bi öğrenci var
kıza naber nasılsın desem
oh la la kuşlar çiçekler diye başlayacak gibi geliyo,
onu göreyim saçını başını yolayım istedim hatta.

bi sebebi var mı? yok.
tekme tokat birine girsem, enerjimi atsam diye
minnağı yoğurdum bi güzel
zaten aptal suratlı kediydi feleğini şaşırdı
semmmaydım tırmıklı oldum.

iyice manyadım okuyucu.
ben artık iflah olmam.



17.1.13 20 yorum

yaşasın anti sosyal olmak!


olm sosyal oluyosun
herkese yardım ediyosun
aman hocam ben yaparım diyosun da noluyo?

anti sosyal olucan bu hayatta.
demin bunu öğrendim.
hepsi benim diceksin,
kimseyle muhatap olmicaksın.


 
 

16.1.13 11 yorum

bugünü daha iyi anlatan bişey bulamazdım sanırım..




1 yorum

durup düşünmeye zamanın olur mu? yitirmeden anlamaz insan..


video

niye bu kadar nankörüz?
özür dilemek, teşekkür etmek zor geliyo da
bi insanı kaybetmek bu kadar mı kolay?

anlamıyorum,
niye bu kadar sorun çıkarmaya odaklıyız?
iyi tarafları görebilmek bu kadar mı zor,
bu kadar mı yok sarfedecek eforumuz?

bi de merak ediyorum,
değiyo mu?

pinhani özetliyo;
"ömür.. ömür sanki bir kara kutuymuş
gün gelince herkesin açılmış
ama sorarsan hep geç kalınmış"


15.1.13 3 yorum

kimseye etmem şikayet..


insanı zulmet perdesinin ardından baktırır,
mücrim gibi titretir..
ya da sadece
öyle olan insana kendini dinletir.


18 yorum

işte ben böyle bir hal içindeyim..


yazmak istemiyorum.
okumak istemiyorum.
çizmek istemiyorum.
elim ne kitaplarıma gidiyo, ne kalemlerime.

uyumak istemiyorum.
sanki uyumasam başka bişey yapıcam, yok.
uyuduğumda da uyanmak istemiyorum.
rüya görmek istemiyorum artık.

ne istiyorum biliyo musun?
anneler çocuklarına isimlerinden önce
insanları üzmemeyi öğretsin.

 insan kalbine sakatat muamelesi yapmamayı.

üç günlük dünyanın kırmalara hiç değmediğini.

her an ölebilirsin desin, korkutmadan.
ürkütmesin ama bunu aklından hiç çıkarmadığı
buna göre davranabileceği bi yaşam sunsun.

yitirmeden değerini anlayabilmeyi öğretsin.
ve benim çocuğum olursa
bunları yapabilecek gücüm kalmış olsun..



 
;